Arianizm – Ariusçuluk Nedir?

Arianizm – Ariusçuluk Nedir?

Arianizm – Ariusçuluk Nedir?

Arianizm, 4. yüzyılda yaşayan Mısırlı bir rahip ve ilahiyatçı olan Arius tarafından geliştirilen Tanrı’nın doğası hakkında Katolik ve Ortodoks Kiliselerle ayrışan bir inanç sistemidir. Arianizm, Hristiyan kilisesinin ilk yıllarında önemli tartışmalara neden oldu ve nihayetinde ilk ekümenik konsey olan Nikea konseyinin toplanmasına sebebiyet verdi. Konsey boyunca, Hristiyan piskoposlar, Arius’un öğretilerini çürütmek ve Ortodoks Hristiyan teolojisinin temellerini oluşturmak için Nicene Creed formunu hazırladılar.

Tanrı’nın Doğası

Arianizm’in özünde, Baba’nın yani Tanrı’nın tamamen eşsiz olduğu inancı yatmakta. Arius’a göre, sadece Tanrı’nın başlangıcı ve sonu yoktur. Arius’un görüşüne göre, Tanrı’nın Oğlu’nu (İsa Mesih), Kutsal Ruh’u ya da herhangi bir şeyi Baba’nın yani Tanrı’nın seviyesine yükseltmek çok tanrıcılığa dayanmaktadır.

İsa

Arius, kilisenin çoğunluğunun öğretisinin aksine, İsa’nın sonsuza dek var olmayacağını, kesin bir başlangıcı olduğunu söylemekteydi. Arius’a göre, İsa, tüm yaratımların ilki, zamandan önce yaratılmış ve tüm yaratılanların en mükemmel olanıydı. Arius’un görüşüne göre, İsa Mesih, Tanrı’nın kusursuzluğunu ve bütünlüğünü benliğine “kabul ettiği” zaman Tanrı’nın Oğlu oldu. Aryusçuluk, İsa Mesih’e saygılıdır, ancak Tanrı’nın bir öz ve İsa’nın bu öze tabi olduğunu öğretir.

Kutsal ruh

Arianizm, Kutsal Ruh’un Tanrı tarafından Oğlu olan İsa Mesih’e yardım etmesi için Baba tarafından yaratıldığınına inanır. Kutsal Ruh, Tanrı’dan Baba ve Oğlu İsa Mesih’ten ayrı bir madde ve varlıktır, her ikisine de tabidir.

Arius’un Kutsal Ruh hakkındaki öğretilerinden çok az şey biliniyor. Bu büyük ölçüde, Arianizm hakkındaki mevcut bilgilerimizin çoğunun kendisine karşı yapılan eleştiriler olmasından kaynaklanmakta. Ve reddiyelerin büyük bir bölümü Kutsal Ruh hakkında değil İsa’nın doğası hakkında olması Arius’un Kutsal Ruh hakkında ki görüşlerini net olarak anlamamızı engelliyor.

İlk başlarda, Arius’un öğretileri oldukça yaygın kitleye sahipti. Nicea Birinci Konseyi, büyük ölçüde Arius’un öğretilerini tartışmak ve kilise için ortak bir doktrin oluşturmak üzere 325’de toplandı. Arius’un öğretileri yerel kilise konseyi tarafından zaten sapkın olarak etiketlenmişti, ancak bu fikirlerinin yayılmasını engelleyemedi.

Konseyde, Arianizm resmen, Katolik, Ortodoks ve Protestan Hristiyanların büyük çoğunluğu tarafından günümüzde standart olarak kabul edilen Üçlü Birliğin doktrini lehine reddedildi.
Konsil, Tanrı’nın Baba, İsa Mesih ve Kutsal Ruh’un “kişilikte” üç olduğunu ancak özünde, sonsuza dek birlikte, “Tek”, “ Bir” ve eşit olduğunu kabul etti.

Arianizm, Doğu Roma İmparatorluğu’ndaki kiliselerde azda olsa var olmaya devam etti. Arius’un 333 yılında ki ölümünden yaklaşık bir yüzyıl kadar sonra Hristiyanlık, Arius’un öğretilerinin takipçileri tarafından kuzey Teutonik (Tötonik) Krallıklara yayıldı. Arianizm 700’lerin ortasına kadar Gotikler, Vizigotlar ve diğer Teutonlar (Tötonlar) arasındaki kiliseler üzerinde etkili olmaya devam etti.

Birkaç küçük grup, Reformasyon sırasında Arianizm’i benimsedi, ancak hiçbiri günümüze ulaşmadı. Bugün, Arianizm’in bazı izleri Yehova’nın Şahitleri ve Evrenselcilik arasında bulunabilir.

Yorum yapın